Bilimsel Terimler Ve Bölümleri



Fizik alanında kullanılan terimler

B

D

E

F

H

I

  •  Isı‎ (8 K, 7 M)

İ

K

M

P

R

S

U

Z




Biyoloji bölümünde kullanılan terimler




 A - Harfi      PDF İndir

Abiyogenez: Canlıların cansız maddelerden meydana geldiğini savunan görüş.
Açık dolaşım:
 Kanın damarlardan dokular arasındaki özel boşluklara yayılıp, madde alış-verişi olduktan sonra toplayıcı damarlarla kalbe dönmesine denir.
Adaptasyon: Canlının yaşama ve üreme şansını artıran çevreye uyumunu sağlayan ve kalıtsal olan özellikleri.
Adenin: Adenintimin protein çiftinin bir azotlu bir bileşeni.
Adenozin trifosfat (ATP):
 Canlıların doğrudan kullandığı hücresel enerji molekülü, biyolojik enerji.
Adrenalin:
 Böbrek üstü bezinden salgılanan hormon.
Aerobik solunum:
 Hücrede yalnız moleküler oksijenin kullanıldığı bir solunum şeklidir.
Aglütinasyon:
 Kan hücrelerinin kümeleşerek pıhtılaşması.
Akson:
 Sinir hücrelerinin uzun uzantısı. Sinaptik bağlantıların sağlandığı uzantılardır.
Aktif taşıma:
 Yarı geçirgen bir zarda maddelerin az yoğun ortamdan çok yoğun ortama enerji harcayarak geçmesi olayıdır.
Aktin:
 Kaslarda kasılmayı sağlayan protein yapıdaki ince iplikler.
Alel:
 Bir karakter üzerinde aynı ya da farklı yönde etkili olan iki veya daha fazla genden her biridir.
Alg:
 Sulu ortamda yaşayan tek hücreli organizmalardır. Foto sentez ya da fagosite yaparak beslenir.
Allantoyis kesesi:
 Yumurta içindeki metabolik artıkların depolandığı embriyonik kese.
Alveol:
 Akciğerlerde genişlemiş küçük kesecik.
Amino asit:
 Proteinlerin yapı taşıdır. Bir amino asit, amino grubu (NH2) ile bir karboksil grubu (COOH) taşıyan bileşiklerdir. Çok sayıda amino asit peptid bağları ile bağlanarak proteinleri oluşturur.
Amonyak (NH3):
 Protein metabolizması sonucu oluşan azot ve hidrojen bileşimi olan keskin kokulu bileşik.
Anaerobik solunum:
 Hücrede moleküler oksijenin kullanılmadığı bir solunum şeklidir.
Anizogami:
 Farklı şekil, büyüklük ve yapıdaki gametlerin birleşimiyle yapılan eşeyli üreme şekli.
Antiasit:
 Asit giderici.
Antidiüretik hormon:
 Böbreklerden suyun geri emilmesini sağlayan ve hipofizin arka lobundan salgılanan hormon.
Antijen
: Canlı vücuduna dışarıdan giren ve antikor oluşmasını sağlayan yabancı madde.
Antikodon: 
Taşıyıcı RNA (tRNA) daki üçlü baz dizilişi.
Antikor:
 Vücuda giren yabancı maddeleri (antijen) yok etmek için vücudun ürettiği savunma maddesi.
Apandis:
 İnce bağırsak ile kalın bağırsağın birleştiği yerde parmak şeklinde bir çıkıntı.
Apandisit:
 Apandisin iltihaplanması.
Apoenzim:
 Enzimin koenzim olmadan etkinlik gösteremeyen protein kısmıdır.
Atmosfer basıncı:
 Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptığı basınç. Deniz seviyesinde, 760 milimetrelik cıva sütununun yaptığı basınç, 1 atmosfer basıncı.

Amino-asit:
 Hücrelerimizi oluşturan proteinlerin yapıtaşı olan "canlı" moleküller. 20 ayrı türü vardır. Vücudumuzdaki proteinlerin hangi amino-asitlerden oluşacağını genlerimiz belirler.

- B - Harfi

BAC (bakteriyel yapay kromozom): DNA parçacıklarını kopyalamakta kullanılan ve bir cins bakteride bulunan bir madde.
Bağışıklık:
 Bir organizmada, mikroorganizmalara ve bunların oluşturduğu maddelere karşı oluşturulan normal olmayan şartlara karşı koymayı sağlayan, doğal yada sonradan kazanılmış direnç.
Bakteri:
 Monera aleminde yer alan zarla çevrili gerçek ve belirgin çekirdeği ve organelleri bulunmayan prokaryotik yapıdaki en ilkel tek hücreli canlı.
Bal özü:
 Çiçekler tarafından salgılanan tatlı ve genellikle kokulu bir sıvı.
Başkalaşım:
 Bazı böcek ve kurbağa gibi canlıların, yumurtadan çıktıktan sonraki gelişme evrelerinde yapısal değişikliğe uğrayarak atalarına benzer hale gelmeleri.
Bazal metabolizma: Hayatın devamı için şart olan asgari metabolizma faaliyeti.
Bazal metabolizma hızı: Besin alınması ve hareketsiz durumda vücudu canlı tutmak için gerekli enerji tüketimi.
Beyin: Omurgalılarda kafatası içindeki merkezi sinir sisteminin bir bölümü.
Bistüri: Laboratuarda kullanılan keskin bıçak.
Biyogenez: Canlıların kendilerine benzeyen canlılardan oluştuğunu açıklayan görüş.
Biyokütle: Belirli bir alan ve hacimde bulunan canlı ağırlığa biyokütle denir.
Biyosfer: Dünyadaki bütün canlıların yaşadığı 16-20 km kalınlığında tabaka. Biyosferin deniz seviyesinden 8-10 km'si atmofere, 8-10 km'si okyanusların dibine doğru uzanır.
Blastula: Döllenmiş yumurtanın bölünmeler sonucu, ortası sıvıyla dolu olan bir hücre tabakasından oluşan yapı.
Bowman kapsülü: Nefronun ucunda, glomerulusu saran yarım küre şeklindeki bölüm.
Bronş: Soluk borusundan ayrılan akciğerlere giden iki boru.
Bronşit: Bronşlarda bakterilerin yerleşip üreyerek iltihaplanması.
Biyoteknoloji: Özellikle DNA ve hücreyle ilgili konularda kullanılan biyolojik tekniklere verilen ad.

- C - Harfi

Cenin: Gelişmenin erken dönemindeki embriyoya verilen ad.
Covper bezi: Seminal sıvının oluşturduğu bezlerden biri.
Crossing-over: Eşey ana hücrelerinde gerçekleşen mayoz bölünmenin profaz I safhasında oluşan tetratların kromatitleri arasındaki parça değişimi.
Çenek: Tohum yaprağı. Tohumun yapısındaki bitki taslağında bulunan yapraklardan her biri.
Çift çenekli bitki (Dikotiledon): Embriyolarında iki çenek yaprak (kotiledon) bulunan bitkiler. İletim demetleri gövdede belirli bir düzende yerleşmiştir.

CDNA: Tamamlayıcı DNA. Haberci RNA şablonundan sentezlenerek elde edilen DNA şeklinde de tanımlanabilir.

- Ç - Harfi

Cenin: Gelişmenin erken dönemindeki embriyoya verilen ad.
Covper bezi: Seminal sıvının oluşturduğu bezlerden biri.
Crossing-over: Eşey ana hücrelerinde gerçekleşen mayoz bölünmenin profaz I safhasında oluşan tetratların kromatitleri arasındaki parça değişimi.
Çenek: Tohum yaprağı. Tohumun yapısındaki bitki taslağında bulunan yapraklardan herbiri.
Çift çenekli bitki (Dikotiledon): Embriyolarında iki çenek yaprak (kotiledon) bulunan bitkiler. İletim demetleri gövdede belirli bir düzende yerleşmiştir.
CDNA: Tamamlayıcı DNA. Haberci RNA şablonundan sentezlenerek elde edilen DNA şeklinde de tanımlanabilir.

- D - Harfi

Dendrit: Sinir hücresinin kısa olan uzantısı.
Deoksiribonukleik asit (DNA): Canlılardaki yönetici molekül. Genetik bilgileri içeren ve hücre çekirdeğinde yer alan ikili sarmal molekül
Deoksiribonukleotid: DNA'nın yapıtaşı olan molekül.
Deoksiriboz: C5H10O4 bileşiminde olan ve DNA'nın yapı birimlerinden biri olan şeker. Genel adı pentoz olan monosakkarit.
Deplazmoliz: Plazmolize uğramış hücrenin tekrar su alarak eski haline dönmesi.
Dermis: Hayvanlarda derinin alt tabakasına verilen ad.
Difüzyon: Moleküllerin hareket enerjileriyle çok yoğun ortamdan az yoğun ortama hareket etmesi.
Dihibrit: İki karakter bakımından melez olan bireylere verilen ad.
Dikotiledon: Embriyosunda iki çenek yaprağı bulunan bitki.
Diploid: 2n kromozom takımı taşıyan hücre.
Disakkarit: İki mol monosakkaritin dehidrasyonu sonucu oluşan çift şeker. Maltoz, sakkaroz, laktoz gibi.
Diyabet: Şeker hastalığı.
Doğalgaz: Yer kabuğunun içinde metan, etan gibi çeşitli hidrokarbonlardan oluşan yanıcı gaz.
Doku: Belirli bir işi yapmak üzere özelleşmiş hücreler topluluğu.
Dominant: Baskın gen.
Döllenme: Yumurta ve spermin birleşmesi.
Döllenme borusu: Spermlerin yumurtayla birleştiği ve zigotu oluşturduğu tüp.
Döl yatağı: Uterus. Dişi üreme sisteminde, fetüsü doğuma kadar beslemek ve barındırmakla görevli kas yapısında bir organdır.

Domain: Bir protein içerisinde bulunan ve kendine ait bir fonksiyona sahip bölüm. Tek bir protein içindeki domain bölümleri, hep birlikte proteinin total fonksiyonunu belirler.
- E - Harfi

Efektör: Bir organizmanın uyarıya karşı reaksiyon gösteren vücut kısmı, örneğin kas.
Ekdoderm:
 Embriyo gelişimi sırasında meydana gelen dış tabaka.
Eklem:
 İskelet sistemini oluşturan, iki ya da daha fazla kemiğin birbirine eklendiği kısım.
Ekoloji
: Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı.
Ekosistem:
 Bir çevredeki canlı ve cansızların tümü.
Embriyo:
 Yumurtanın döllenmesinden sonra, oluşan canlı taslağı.
Emülgatör:
 Besinlere katılan ve onların kararlı emülsüyon haline gelmesini sağlayan katkı maddesi.
Endoderm:
 Embriyo gelişimi sırasında meydana gelen iç tabaka.
Endokard:
 Kalbin içini örten bir sıra yassı epitel dokudan oluşan zar.
Endokrin bez:
 İç salgı (hormon) bezi.
Endosperm:
 3n kromozomlu besi doku.
Enzim:
 Hücre içinde üretilen ve bütün hayat olaylarını başlatan, hızlandıran, protein yapısındaki Katalizör proteinlere verilen ad. Biyokimyasal tepkimelerin gerçekleşme sürecini hızlandırır, ancak sürecin oluş biçimini etkilemezler.
Epididimis:
 Erkek üreme sisteminde, testislerin üzerinde bulunan spermlerin olgunlaştığı ve kısa bir süre depolandığı yer.
Epitel:
 Vücut dış yüzeyini, organların iç yüzeyini örten hayvansal doku.
Erepsin:
 Proteinlere etki eden ince bağırsak özsularında bulunan enzim.
Ergotin:
 Çavdar mahmuzu özütü. İlaç yapımında kullanılır.
Eşey:
 Cinsiyet.
Eşeyli üreme:
 Farklı iki eşey hücresinin birleşmesiyle bir canlı oluşması.
Eşeysiz üreme:
 Bir canlının özelleşmiş üreme hücrelerini meydana getirmeden tıpatıp atasına benzer canlıların oluşmasını sağlayan üreme şeklidir.
Etoloji:
 Canlıların davranışlarını inceleyen bilim dalı.
E.coli:
 Küçük boyutlu gen yapısı dolayısıyla genetik hastalık göstermeyen ve laboratuarda kolaylıkla üretilen bir cins bakteri. Bu sebeplerden dolayı genetik çalışmalarda yaygın biçimde kullanılır.
Elektroforesis:
 DNA parçacıkları ya da proteinler gibi iri molekülleri, benzeri moleküllerle bir arada bulunduğu karışımlarından ayrıştırmakta kullanılan bir yöntem.

- F - Harfi

Fagositoz: Hücre zarından geçemeyen büyük katı moleküllerin yalancı ayaklarla hücre içine alınmasıdır.
Farinks:
 Ağız ve burun boşluklarıyla, gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk, yutak.
Fauna:
 Belirli bir coğrafi alanda bulunan hayvan türlerinin tümü.
Fermantasyon:
 Bazı mikroorganizmaların ürettiği enzimlerin etkisiyle organik maddelerin uğradığı kimyasal değişiklik.
Fetüs:
 Embriyonun üçüncü aydan doğuma kadar tüm organ taslakları oluşmuş hali.
Fibril:
 Telcik. (miyofibril=kas telciği; nörofibril=sinir telciği)
Fibrin:
 Kanın pıhtılaşmasıyla oluşan ipliksi, ağsı yapı.
Filogenetik sınıflandırma:
 Canlıların akrabalık derecelerine göre sınıflandırılması. Doğal sınıflandırma.
Filtre:
 Akışkan olan sıvı ya da gazı süzmeye yarayan gözenekli madde. Akışkandaki asıltı, çamursu ya da katı maddeleri ayırmaya yarar.
Fitoplankton:
 Çoğunlukla bir hücreli su yosunlarından oluşan, sularda yaşayan bitki topluluğu.
Fiziksel Harita:
 DNA'daki kalıtıma bağlı olmayan, yani her DNA'da bulunan tanımlanabilir nirengi noktalarını gösteren tablo. İnsan genleri için en ayrıntısız fiziksel harita 23 kromozomun eklemlenmelerini gösterir. En ayrıntılısıysa kromozomlardaki nükleotid dizilerini gösterir.
Fizyoloji:
 Canlılardaki yaşamsal olayları (işleyişi) inceleyen bilim dalı.
Flora:
 Belirli bir coğrafi alanda bulunan bitki türlerinin tümü.
Folikül:
 Memelilerde yumurtalıkta bulunan ve olgunlaşmış yumurtayı taşıyan kesecik.
Fosfodiester bağı:
 DNA'daki fosfat ile şeker arasındaki bağ.
Fosforilasyon:
 ATP üretimi.
Fosil:
 Milyonlarca yıl önce yaşamış canlıların korunarak bu güne kadar gelmiş kalıntıları.
Fotoreseptör:
 Işığı algılayabilen duyu hücresi, almaç.
Fotosentez:
 
Yeşil bitkilerin, güneş enerjisi ve klorofil pigmenti yardımıyla karbondioksit (CO2) ve su (H2O)'dan besin maddelerini üretmesidir.
Fundus: 
Midenin genişlemiş kısmı.

- G - Harfi

Gamet: Erkek ve dişi üreme hücresine verilen ad.
Gangliyon:
 Merkezi sinir sistemi dışında bulunan, sinir hücrelerinin gövdelerinden oluşan sinir düğümü.
Gen:
 DNA molekülünün ortalama 1500 nükleotidden oluşmuş canlının kalıtsal özelliklerinden herhangi birini taşıyan parçası. Kalıtımın temel fiziksel ve işlevsel birimi. Her gen, protein veya RNA molekülü gibi özel bir işlev taşıyan kromozomların belli bir noktasındaki nükleotid dizilerinden oluşur.
Gen Ailesi:
 Benzer ürünler veren ve birbiriyle yakından ilintili genlerin meydana getirdiği grup.
Gen Haritalaması:
 Bir DNA molekülündeki genlerin göreceli konumlarının belirlenmesi. Bu haritalamada hangi genin bir diğerine göre molekülün neresinde yar aldığı ve aralarında neler bulunduğu belirlenir.
Gen Tedavisi:
 Kalıtsal bozukluğun düzeltilmesi için sağlıklı DNA'nın, hastalıklı hücrelere doğrudan zerk edilmesi.
Genetik Kod:
 Mesajcı RNA (mRNA) boyunca üçlü gruplar halinde bulunan ve protein sentezleme sırasında üretilen aminoasit dizilerinin düzenini belirleyen nükleotid dizileri.
Genetik:
 Belirli kalıtsal özelliklerin örüntüsünü inceleyen bilim dalı. Genom: Her bir canlının kromozomlarında yer alan kalıtsal malzeme.
Genom Projesi: 
İnsanın ya da başka canlıların genomlarının tamamının ya da bir kısmının haritasını ve diziliş biçimlerini saptamayı hedeflemeye yönelik araştırmalar.
Glikojen:
 Hayvanlarda besinlerle alınan karbonhidratların karaciğer ve kaslardaki depo şekli.
Glikoz:
 C6H12O6 (Heksoz) molekül yapısındaki karbonhidrat.
Gliserin:
 Lipidlerin (yağların) yapısına katılan temel bir madde.
Glomerulus:
 Böbrekteki nefronların bowman kapsülü içinde bulunan kılcal kan damarları ağı.
Glukagon
: Pankreas tarafından üretilerek kana verilen, kan şekerini artırıcı etki yapan hormon.
Gonad:
 Üreme hücrelerini meydana getiren üreme organları.
Granül:
 Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler.
Guatr:
 Tiroit bezinin büyümesi sonucu oluşan hastalık.
Gutasyon:
 Bitkilerin yapraklarından damlalar halinde su atılması.

- H - Harfi

Habitat: Bir organizmanın doğal olarak yaşadığı ve üreyebildiği yer.
Haploid:
 Olgun bir üreme hücresinde bulunan kromozom sayısı, vücut hücrelerinin sahip olduğu kromozom sayısının yarısına sahiptir. Kromozom sayısının yarıya inmesi sonucu oluşan "n" sayıda kromozom taşıyan hücrelere haploid hücre denir.
Havers kanalı:
 Kemik dokudaki, sinir ve kan damarlarının geçtiği kanal.
Hemoglobin:
 Alyuvarlarda O2 ve CO2 taşıyan, demir içeren protein.
Hermafroditizm:
 Her iki eşeye de sahip canlıdır.
Heterosis (Melez gücü):
 Melezlerin atalarına göre kazandıkları üstünlük.
Hibrit:
 Melez.
Hibridizasyon (Melezleme):
 Birbirini bütünleyen iki DNA zincirinin bir araya gelerek ikili sarmal biçimindeki molekülü oluşturması.
Hipotalamus:
 Ön beynin alt bölgesi olup bazı organ ve bezlerin çalışmasını düzenleyen kısmı.
Histoloji:
 Dokuları inceleyen bilim dalı.
Homeostasi:
 Bir organizmanın içinde yaşadığı ortamla madde alış verişi yaparak, kendi iç ortamını belli sınırlar arasında dengede tutması.
Homojen:
 Bütün birimleri aynı yapıda, aynı nitelikte olan.
Homolog kromozom:
 Biri anneden, diğeri babadan gelen aynı gen çiftine sahip kromozomlar.
Hormon:
 Vücudun bir kısmında oluşturulan sonrada difüzyonla yada kan dolaşımıyla diğer kısımlarındaki hücrelere taşınarak onların çalışmalarını düzenleyen özel maddeler.

- I - Harfi

Islah: Bitki ya da hayvanlarda türün iyileştirilmesi işlemi.
İmplantasyon:
 Döllenmiş yumurtanın rahim'in (uterus) yumuşak dokusuna gömülmesi, döl tutma.
İnorganik madde:
 Canlılardan elde edilmeyen ve canlıların yaşadığı çevrede bulunan maddeler (karbondioksit, su, tuz vs.).
İnsülin:
 Pankreasın ürettiği kan şekerini azaltan hormon.
İnterferon:
 Hücrelerin virüslere karşı ürettiği özel savunma maddesi.
İris:
 Gözün saydam tabakasının altındaki damar tabakadan oluşan renkli kısmı.
İzolasyon
: Ayrılma, yalıtım. Biyolojide herhangi bir sebeple popülasyondaki fertlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin kesilmesi.

- K - Harfi

Kadavra: Tıp öğreniminde üzerinde çalışmak için hazırlanmış ölü insan ya da hayvan vücudu.
Kapalı Dolaşım:
 Kanın kalp ve damarlardan oluşan kapalı bir sistem içerisinde dolaşmasıdır.
Kas tonusu:
 İskelet kaslarının, dinlenme durumundaki kasılı hali.
Katalizör:
 Kimyasal tepkimeye katılmadan tepkimenin hızını artıran madde.
Kazein:
 Sütte bulunan bir çeşit protein.
Keratin:
 Omurgalı hayvanların derisinin, tırnak saç, boynuz gibi yapılarında bulunan, suda çözünmeyen sert protein.
Klon:
 Genetik olarak birbirinin aynı olan canlılar.
Klorofil:
 Fotosentez olayında güneş enerjisini kimyasal enerjiye çevirenyeşil pigment maddesi.
Kloroplast:
 Yeşil renkli klorofil pigmentini taşıyan plastid.
Kodon:
 Özel bir amino asidi şifreleyen üç nükleotidden oluşan mRNA üzerindeki birim.
Kohezyon:
 Aynı cins moleküller arasındaki çekim kuvveti.
Kohlea:
 İç kulakta salyangozda bulunan yapı.
Kolesistokinin:
 İnce bağırsaktan salgılanan ve karaciğeri uyaran hormon.
Koloni:
 Aralarında işbölümü yapan tek hücreli organizmaların bir araya gelerek topluluk oluşturmaları.
Kolloid:
 Parçacık büyüklüğü 1-100 mm olan madde.
Kondrin:
 Kıkırdak yapı hücrelerinin salgıladıkları ara madde.
Kondrosit:
 Kıkırdak doku hücreleri.
Konjugasyon:
 İki hücrenin geçici olarak gen alış-verişi yapmak için birleşmeleri.
Konsantrasyon:
 birim hacimde bulunan madde miktarı.
Kornea:
 Gözün ön tarafında sert tabakanın saydam kısmı.
Kozmik:
 Yıldızlar arası, uzaylarla ilgili olan.
Kozmik madde:
 Evreni meydana getiren madde.
Kromotin iplik:
 Dinlenme halindeki ökaryot hücrenin çekirdeğinde bulunan kromozomların karmaşık hali.
Kromozom:
 Prokaryot ve ökaryot hücrelerde üzerlerinde genleri taşıyan DNA ve nükleoproteinden oluşmuş yapı. Hücrenin kendi kendini eksiksiz olarak kopyalamasına yarayan tüm bilgileri içeren ve hücre çekirdeğinde yer alan DNA lar.
Kroner damarlar:
 Kalbi besleyen ince atardamarlar.
Krossing over (Parça değişimi):
 Mayoz bölünmede, tetratların kromotidleri arasında karşılıklı gen alış-verişi, parça değişimi.
Kilobase:
 1000 nükleotidlik DNA parçalarını esas alan ölçü birimi.

Klon Bankası (Genom arşivi): Bir canlının tüm genomunu temsil eden DNA parçacıklarının klonları.
- L - Harfi

Lenf: Akyuvar içeren, kan plazmasına benzeyen renksiz sıvı.
Lokus:
 Kromozomların üzerlerinde genlerin bulunduğu özel yerler.
Lop:
 Beyin, karaciğer gibi organların parçaları bölümleri.
Lökosit:
 Akyuvar, fagositoz yapan, antikor üreten, renksiz kan hücresi.
Lütein:
 Folikül hücrelerinde meydana gelen, yumurta sarısına renk veren pigment.

- M - Harfi

Matriks: İçinde biyolojik olayların oluştuğu cansız, sıvı ortam.
Melez:
 Herhangi bir karakter yönünden farklı iki arı dölün çaprazlanması sonucu oluşan heterozigot döl.
Mesane:
 Boşaltım sisteminin idrar toplanan torbası.
Mezenşim:
 Embriyonun gastrula safhasında aktoderm ve endoderm arasında meydana gelen hücre yığını.
Metabolizma:
 Canlı organizmanın hücreleri içinde meydana gelen ve enzimlerle kontrol edilen olayların hepsi. Metabolizma ile enerji üretimi ve madde yapımı gerçekleştirilir. ATP üretimi ve protein sentezi iki önemli metabolik reaksiyondur.
Metagenez:
 Döl değişimi.
Mezoderm:
 Embriyo gelişimi sırasında meydana gelen orta tabaka.
Mezozom:
 Bakterinin üremesi sırasında bakteri zarından kıvrımlar yaparak meydana gelen mitokondri benzeri yapı.
Mikron (µ):
 Milimetrenin binde biri (1 µ =1/1000 mm)
Mitoz:
 Bir hücreden aynı özellikte iki yeni hücre oluşturan hücre bölünmesi.
Miyelin:
 Bazı nöronların aksonlarının dışını saran, uyartı iletimini hızlandıran yağlı madde (kılıf).
Miyokard:
 Kalp kası
Miyozin:
 Kas hücrelerinde kasılmayı sağlayan protein yapıdaki kalın iplikler.
Modifikasyon:
 Çevre etkileriyle canlıların fenotiplerinde meydana gelen değişiklikler.
Monohibrit:
 Tek karakter bakımından melez.
Monomer:
 Büyük moleküllerin hidrolizi sonucu oluşan en küçük yapı birimi.
Monoploid (Haploid):
 Tek (n) sayıda kromozoma sahip hücre.
Mukoza:
 Sindirim borusu, soluk borusu gibi iç organların iç yüzeyini örten ve mukus sıvısı salgılayan ince tabaka.
Mukus:
 Mukozada yer alan mukus hücreleri tarafından salgılanan kaygan, sümüksü koruyucu sıvı.
Mutasyon:
 Canlılarda çevre şartlarıyla meydana gelen ve kalıtsal olan DNA dizisinde ortaya çıkan ve kalıtımla aktarılabilen değişiklik.

- N - Harfi

Nefridyum: Omurgasız hayvanlarda bulunan boşaltım organı.
Nefrit:
 Böbreklerdeki nefronların iltihaplanması sonucu oluşan hastalık.
Nefron:
 Omurgalı böbreğinin, idrar oluşturan yapısı ve işlev birimi.
Nitrit asit:
 (HNO3) Niterat asidi. Yüksek derecede aşındırıcı, renksiz ve dumanlı sıvı. Zehirleyicidir ve şiddetli yanıklara yol açar.
Nöroglia:
 Sinir dokuda nöronlara desteklik yapan yardımcı hücreler, ara nöronlar.
Nöron:
 Sinir hücresi.
Nötr atom:
 Elektron ve proton sayısı birbirine eşit olan atom
Nükleoprotein:
 proteinlerin nukleik asitlerle kurduğu moleküler birlik.
Nükleotid:
 Nükleik asitlerin ( DNA, RNA) yapı birimleri.
Nükleus (Çekirdek) :
 Hücredeki genetik malzemeyi barındıran kısım.

- O - Harfi

Oksidasyon (Yükseltgenme): Elektronların bir atom ya da molekülden ayrılmasını sağlayan kimyasal tepkime.
Oogenez:
 yumurtanın meydana gelmesi olayı.
Oosfer:
 Yumurta hücresi, dişi gamet.
Organel: Hücre içinde belirli bir görevi yapmak üzere özelleşmiş ve zarla çevrili yapılar. Çekirdek, mitokondri, kloroplastlar gibi.
Organogenez:
 Embriyo tabakalarından organların meydana gelmesi.
Osein:
 Kemik dokunun ara maddesi.
Osteosit:
 Kemik dokuyu oluşturan kemik hücreleri.
Otolit:
 Kulak taşı.
Osmoz:
 Suyun yoğunluğunun çok olduğu yerden az olduğu yere doğru, yarı geçirgen zardan geçmesi.
Ototrof:
 Kendi besinini kendi yapabilen canlılar.
Ovaryum:
 Yumurtalık, yumurtaların meydana geldiği yer.
Onkogen:
 Bazı türleri kanserle de ilşkili olan bir gen. Onkogenlerin çoğu doğrudan ya da dolaylı olarak hücrelerin büyüme hızını etkiler.
Otoradyografi:
 Özel maddelerle boyanmış moleküllerin ya da molekül parçalarının röntgen ışınlarıyla incelenmesi.
Ökaryot hücre:
 Zarla çevrili organelleri ve gerçek çekirdeği olan hücre.
Özümleme:
 Canlı organizmanın, dışarıdan aldığı besin maddelerini parçalayıp yeniden kendine özgü maddelere dönüştürmesi.

Özüt: Bir doku örneğinin parçalanmış hali.
- P - Harfi

Parasempatik: Organların çalışmasına yavaşlatıcı etki yapan otonom sinir sisteminin bölümü.
Partenogenez:
 Yumurtanın döllenme olmaksızın gelişerek yeni canlı meydana getirmesi.
Patojen:
 Hastalık yapıcı özelliği olan mikroorganizma veya madde.
Patoloji:
 Hastalık bilimi, hastalığın nedenlerini araştıran uzmanlık dalı.
Pepsin:
 Mide öz suyunda bulunan ve proteinleri sindiren enzim.
Pepton:
 Proteinlerin mide öz suyunda sindirime uğramış son hali.
Periost:
 Kemik zarı. Kemiklerin dışında bulunan, kemik dokunun beslenmesini onarılmasını sağlayan zar.
Peristaltik:
 Sindirim sistemi gibi bazı organların çeperlerinde görülen ritmik ve kuvvetli kasılıp gevşeme hareketleri. Bu ritmik kasılma dalgaları organ içindeki maddeyi hareket ettirmeye yardımcı olur.
Periton:
 Karındaki organları saran iki katlı karın zarı.
pH:
 Bir sıvının asit veya bazlık derecesini gösteren değer.
Pigment:
 Hücrelere özgü renk veren madde.
Pinositoz:
 Hücre zarından doğrudan geçemeyecek kadar büyük moleküllü sıvı maddelerin hücreye alınması.
Plasenta:
 Çoğu memelide embriyonun besin ve gaz alış-verişini sağlayan yapı.
Plazmid:
 Bakteri sitoplazmalarında bulunan ve kromozom gibi davranan DNA'lar.
Pleura:
 Akciğerleri saran iki katlı zar. Akciğer dış zarı.
Polipeptid:
 Protein molekülünün yapısında bulunan amino asit zincirlerinin bir parçası.
Populasyon:
 Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluk.
Por:
 Gözenek, küçük delik.
Prokaryot hücre:
 Zarla çevrilmiş özel organelleri ve gerçek çekirdeği olmayan hücreler. Bakteriler ve mavi-yeşil algleri içine alan monera alemindeki canlılar.
Protein:
 Yapısında karbon, hidrojen, oksijen ve azot gibi elementleri bulunduran temel moleküllerdir. Amino asitlerin peptid bağlarıyla birleşmesinden oluşur. Belli bir sırada dizilmiş bir veya birkaç amino-asit zincirinden oluşan büyük moleküller. Bu dizilişi genetik kodlamadaki nükleotidler belirler. Proteinler vücudumuzdaki hücrelerin, dokuların ve organların oluşması, işlevlerini görebilmesi ve bunu uyum içinde yapmaları için gereklidir. Her proteinin kendine özgü bir işlevi vardır. Sözgelimi hormonlar ve enzimler adlarını duyduğumuz protein türlerinden ikisidir.

Protoplazma: Hücrenin çekirdeği ile sitoplazmasına verilen ad.
- R - Harfi

Refleks yayı: Duyu, ara ve motor nörondan oluşan en basit mekanizma.
Rekombinant DNA:
 Farklı biyolojik kaynaklardan elde edilen DNA moleküllerinin birleşmesinden oluşan yapı. Hücre sıvısında ve çekirdeğinde bulunan kimyasal bir maddedir. Protein sentezlemesi başta olmak üzere hücre içi kimyasal faaliyetlerde çok önemli bir rolü vardır. Yapısı DNA'ya benzer. Ama her biri farklı işlevlere sahip birkaç cinsi vardır.
Rekombinasyon:
 Mevcut genlerin yeni genotipleri oluşturacak şekilde bir araya gelmesi.
Rektum:
 Kalın bağırsağın anüsle sonlanan düz kısmı.
Rejenerasyon:
 Canlılarda görülen, yaraların ve yıpranmış organların yenilenmesi olayı.
Replikasyon:
 DNA'nın kendini eşlemesi.
Reseptör:
 Çeşitli uyarıları alabilen ve duyu organlarının yapısında bulunan özelleşmiş hücre, hücre grupları veya sinir uçları. Almaç
Resesif gen:
 Etkisini fenotipte gösteremeyen ve çekinik olan gen.
Restriksiyon enzimi:
 DNA'yı parçalamaya, kesmeye yarayan enzimler.
Retina:
 Gözün ağ tabakası.
Ribozomal RNA:
 Hücre ribozomlarında bulunan bir çeşit RNA.

Ribozom: Hücrede protein sentezinin yapıldığı yerlerdir. Özel ribozomal RNA'larla proteinler içerir.
- S - Harfi

Sarkolemma: Kas telini saran zar.
Sedimentasyon:
 Çökelme.
Segmentasyon:
 Bir vücut yada yapının benzer parçalara bölünmesi, zigotun geçirdiği bölünme evreleri.
Sekretin:
 On iki parmak bağırsağının salgıladığı hormon.
Seleksiyon:
 Seçilim, ayıklama.
Sentromer:
 Kromozomlarda kardeş kromotidleri bir arada tutan kısım.
Serum:
 Kanın, pıhtılaşmasından sonra hücrelerinden ayrılmış, açık sarı renkli sıvı kısmı.
Sinaps:
 İki nöronun veya nöronla başka bir hücrenin bağlandığı yer.
Sitoloji:
 Hücreyi inceleyen bilim dalı.
Sperm:
 Erkek üreme hücresi.
Süksesyon:
 Bir bölgede yaşayan çeşitli türlerin belirli bir zaman içinde birbirlerini izleyerek ortaya çıkmaları; ekolojik süksesyon.

Süspansiyon: Asıltı. Bir akışkan içinde yüzen veya askıda kalan sıvı parçacıkların oluşturduğu heterojen karışım.
- T - Harfi

Tetrat: Mayoz bölünme sırasında homolog kromozomların birbirlerine sarılarak oluşturdukları dört kromotitli yapı.
Transgenik canlı:
 Rekombinant DNA teknolojisiyle yabancı bir genin yerleştirildiği canlı.
Transkripsiyon
 (Yazılma): DNA ipliklerinin birinden genetik bilgilerin yeni sentezlenen mRNA'ya aktarımı.
Translasyon (Okuma):
 mRNA'nın sentezlendikten sonra stoplazmadaki ribozoma bağlanıp amino asitleri tRNA'lar yardımıyla sıraya koyması.
Tümör:
 İnce bağırsağın iç yüzeyindeki, sindirilmiş besinleri emip kana karıştıran parmaksı uzantılar.
Telomere:
 Kromozomun bitiş kısmı. Bu özel yapı, doşğrusal DNA moleküllerinin kendi kendini üretmesi ve dengeli yapısını koruması işlerine yarar Transkripsiyon: Bir DNA parçasından kopyalanan RNA sentezi.

- V - Harfi

Varyasyon: Bir türün bireylerindeki aynı karakterin farklı şekilleri, değişiklik, çeşitlilik.
Vitellus:
 yumurta sarısı. Döllenme sırasında yumurtanın beslenmesi sağlayan mukopolisakkarit,protein ve yağ karışımından oluşan madde.
Virüs:
 Sadece içine girdiği bir başka hücre içinde yeniden üreyebilen ve hücresel yapısı olmayan canlı. Virüsler bir protein kılıfı içindeki nükleik asitlerden ibarettir. Bazılarınınsa basit bir zarı vardır. Virüsler çoğalmak için, içine girdikleri hücrenin sentezleme yeteneğinden yararlanır.

- Y - Harfi

Yoğunluk: Herhangi bir maddenin bir birim hacminin kütlesi.
Yumurta:
 Dişi üreme hücresi. Dişi gamet hücresi.

- Z - Harfi

Zar: Hücreyi ve çoğu organelleri çevreleyen lipit ve proteinlerden oluşan yapı.
Zigot:
 Döllenmiş yumurta hücresi.
Zooloji:
 Biyolojinin hayvanları inceleyen dalı.

 
 

Bir söz: Delilik, aynı yöntemler ile farklı sonuçlar ummaktır.  Einstein

Matematik ve Geometri alanında kullanılan terimler


a priori (Alm. apriorisch; Fr. a priori; İng. a priori) mat. Bir önerme için doğruluğu deneye dayanmayan, sadece tümdengelime ya da varsayıma dayalı olan; eşanlam: önsel. a tabanlı sayma sistemi (Alm. a-adisches Zahlensystem, n; Fr. système numération a-naire, m; İng. a-nary numeration system) mat. Bir r gerçel sayısı için ci ve bm sayıları 0,1,2,3, ..., a-1 rakamlarından birisi olmak üzere, r = cnan + cn-1an-1 + ... + c1a + c0 + b1a-1 + b2a-2 + b3a-3 + ... biçiminde a 'nın artı ve eksi güçlerinin kimi katlarından oluşan bir seri olarak cncn-1...c1c0.b1b2b3... biçiminde yazılması; eşanlam: a-lı sistem, a-dalık sistem. Abel genişlemesi (Alm. abelsche Erweiterung, f; Fr. extension abélienne, f; İng. abelian extension) mat. Cebirde, Galois grubu bir Abel grubu olan Galois genişlemesi. Abel grubu bkz. mat. değişmeli grup. açı (Alm. Winkel, m; Fr. angle, m; İng. angle) mat. 1. Ortak bir noktadan çıkan ve açının kolları adı verilen iki ışının arasında kalan bölge. 2. Ortak bir noktadan çıkan ve açının kolları adı verilen iki ışının oluşturduğu geometrik şekil ya da bu şeklin ölçüsü. 3. Uzayda, ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu geometrik şekil ya da bu şeklin ölçüsü. açık aralık (Alm. offenes Intervall; Fr. intervalle ouvert, m; İng. open interval) mat. 1. Gerçel eksen üzerinde kendi uç noktalarını içermeyen aralık. 2. İki gerçel sayı arasında kalan gerçel sayıların kümesi. açık disk (Alm. offene Kreisscheibe, f; Fr. disque ouvert, m; İng. open disk) mat. 1. Bir çemberin içinde kalan ve üzerinde bulunmayan noktaların kümesi. 2. Bir dairenin iç noktaları kümesi. açık fonksiyon (Alm. offene Abbildung; Fr. application ouverte, f; İng. open mapping) mat. Bir topolojik uzaydan başka bir topolojik uzaya tanımlanmış olan ve tanım bölgesindeki her açık kümeyi açık bir kümeye gönderen fonksiyon. açık hücre (Alm. offene Zelle, f; Fr. cellule ouverte, f; İng. open cell) mat. n boyutlu Öklit uzayında birim açık yuvara eşyapılı olan topoloji uzayı. açık komşuluk (Alm. offene Umgebung, f; Fr. voisinage ouvert, m; İng. open neighborhood) mat. Topolojik uzayda bir nokta için o noktayı içeren açık küme. açık kutu (Fr. boîte ouverte, m; İng. open box) mat. n boyutlu Öklit uzayında, n sayıda açık aralıkların Kartezyen çarpımından oluşan altküme. açık küme (Alm. offene Menge, f; Fr. ensemble ouvert, m; İng. open set) mat. Bir topoloji uzayında topolojiyi oluşturan kümelerden her biri. açık önerme (Alm. Aussageform, f; freie Formel, f; Fr. proposition ouverte, f; İng. open sentence) mat. Değişkenlerine değerler verildiğinde önermeler oluşan önerme kalıbı. açık örtü (Alm. offene Überdeckung, f; Fr. recouvrement ouvert, m; İng. open cover) mat. Topoloji uzayında bir A kümesi için bileşimleri A yı kapsayan açık kümeler ailesi. açık soru (Alm. offene Frage, f; Fr. question ouverte, f; İng. open question) mat. Yanıtı bilinmeyen ve araştırılmakta olan soru; araştırma konusunu çarpıcı biçimde özetleyen soru. açık yuvar (mat. yuvar) (Alm. offene Kugel, f; Fr. boule ouverte, f; sphère ouverte, f; İng. open sphere) mat. Metrik uzayda a sabit bir nokta ve r pozitif bir sayı olmak üzere {y ε X : d(a,y) < r} kümesi. açıkorur dönüşüm (mat. konform dönüşüm; mat. konform fonksiyon) (Alm. konforme Abbildung, f; Fr. transformation conforme, f; İng. angle-preserving mapping; conformal mapping; conformal transformation; isogonal mapping) mat. 1. Düzlemde ya da uzayda, öteleme, döndürme, yansıtma gibi açıları değiştirmeyen dönüşüm ya da bunların kimilerinin bileşkesi. 2. Karmaşık düzlemde, her bir nokta etrafında açıların ölçülerini değiştirmeyen fonksiyon. açılabilen yüzey (Alm. abwickelbare Fläche, f; Fr. surface développable, f; İng. developable surface) mat. Gerilmeksizin ve yırtılmaksızın bir düzlem üzerine yayılabilen regle yüzey. açılım (Alm. Expansion, f; Fr. expansion, f; İng. expansion) mat. Matematikte herhangi bir nesneyi, şekli, fonksiyonu özellikleri daha iyi bilinen, daha basit unsurların bir toplamı olarak yazma eylemi ya da bu toplam. açılım katsayıları (Alm. Entwicklungskoeffizienten, f; Fr. coefficients de dévelopement, pl; İng. coefficients of expansion) mat. Bir açılımda terimlerin ağırlıklarını belirleyen ve çarpan olarak gözüken sayılar. açınabilen yüzey (Alm. abwickelbare Fläche, f; Fr. surface développable, f; İng. developable surface) mat. Genleşmeden ve büzülmeden bir düzlem üzerine serilebilen yüzey; eşanlam: açınır yüzey. açınım eğrisi (Alm. Evolvente, f; Involute, f; Fr. courbe développante, f; développante, f; İng. evolvent; involute; involute of a curve) mat. Bir eğri üzerinde bir ucu tespit edilmiş ve gerilmiş ipin, eğri üzerine sarılması sırasında diğer ucunun oluşturduğu yörüngesi; eşanlam: düreç, evolvent. açının derece ölçüsü (Alm. Winkelmaße, f; Fr. degré d'un angle, m; İng. degree measure of an angle) mat. Bir açının köşesi merkez alınarak çizilen bir çemberin, açının içinde kalan yay parçasının uzunluğunun, bu çemberin uzunluğuna oranının 360 katı. açının grad ölçüsü (Alm. Gradmaß eines Winkels, n; Fr. mesure d'un angle en grade, f; İng. grade measure of an angle) mat. Bir açının köşesi merkez alınarak çizilen bir çemberin, açının içinde kalan yay parçasının uzunluğunun, bu çemberin uzunluğuna oranının 400 katı. açının içi (Alm. Innere eines Winkels, f; Fr. intérieur d'un angle, m; İng. interior of an angle) mat. Bir AOB açısında, OA tarafından belirlenen ve B 'yi içeren yarıdüzlemle OB tarafından belirlenen ve A 'yı içeren yarıdüzlemin arakesiti. açının köşesi (Alm. Ecke eines Winkels, f; Fr. sommet d’un angle, m; İng. vertex of an angle) mat. Açının ışınlarının kesiştiği ortak nokta. açının radyan ölçüsü (Alm. Bogenmaß eines Winkels, n; Fr. mesure en radian d’un angle, f; İng. radian measure of an angle) mat. Bir açının köşesi merkez alınarak bir çember çizildiğinde, açının içinde kalan yayın yarıçap cinsinden uzunluğu. açının üçe bölünmesi (Alm. Winkeldreiteilung, f; Fr. trisection de l'angle, f; İng. trisection of an angle) mat. Tek bir algoritma ya da çizim yordamı aracılığı ile herhangi bir açının üçte birini elde etme problemi. açıortay (Alm. Winkelhalbierende, f; Fr. bissectrice, f; İng. bisectrix) mat. Açının kollarına eşit uzaklıktaki noktaların oluşturduğu ve açıyı iki eşit parçaya bölen yarıdoğru. açıortay düzlemi (Alm. Halbierungsebene, f; Fr. plan bissecteur, f; İng. bisecting plane) mat. Uzayda kesişen iki düzlemin her birisine eşit uzaklıktaki noktaların oluşturduğu düzlem. açıölçer (mat. iletki) (Alm. Winkelmesser, m; Fr. rapporteur, m; İng. protractor; esk. minkale) mat. Açı ölçmeye ve çizmeye yarayan araç. adım fonksiyonu (mat. basamak fonksiyonu) (Alm. Treppenfunktion, f; Fr. fonction en escalier, f; İng. staircase function; step function) mat. Yalnızca sonlu sayıda değişik değerler alan, tanım bölgesi bir aralık olan ve tanım aralığının açık alt aralıklarında sabit olan fonksiyon; eşanlam: basamak fonksiyonu, merdiven fonksiyonu. adi diferansiyel denklem bkz. mat. tek değişkenli diferansiyel denklem. adi nokta (Fr. point ordinaire, m; İng. ordinary point) mat. Bir eğri ya da bir yüzey üzerinde bulunan ve tekil olmayan nokta. adjoint matris bkz. mat. eklenik matris. afin doğru (Alm. affine Gerade, f; Fr. droite affine, f; İng. affine line) mat. 1-boyutlu projektif uzayda keyfi bir nokta seçip bu noktaya “sonsuzdaki nokta” adını verdikten sonra projektif uzaydan sonsuzdaki noktayı küme farkı anlamında çıkararak elde edilen küme. afin düzlem (Alm. affine Ebene, f; Fr. plan affine, m; İng. affine plane) mat. 2-boyutlu projektif uzayda keyfi bir doğru seçip bu doğruya “sonsuzdaki doğru” adını verdikten sonra projektif uzaydan sonsuzdaki doğruyu küme farkı anlamında çıkararak elde edilen küme. afin fonksiyon (Alm. affine Funktion, f; Fr. fonction affine, f; İng. affine function) mat. Herhangi boyutta bir Öklit uzayında bir doğrusal dönüşüm ile ötelemenin bileşkesi olarak ifade edilebilen, yani A bir matris ve b bir vektör olmak üzere, Ax + b şeklinde yazılabilen fonksiyon. afin geometri (Alm. affine Geometrie, f; Fr. géométrie affine, f; İng. affine geometry) mat. 1. Afin dönüşümler grubu altında korunan özelikleri inceleyen geometri. 2. Afin uzayda, yalnızca projektif geometrinin belitlerini ve paralellik tanımını kullanarak ispat edilebilen önermeler topluluğu. afin grup (Alm. affine Gruppe, f; Fr. groupe affine, m; İng. affine group) mat. Afin dönüşümlerin oluşturduğu grup. afin hiperdüzlem (Alm. affine Hyperebene, f; Fr. hyperplan affine, m; İng. affine hyperplane) mat. Afin uzayda eşboyutu 1 olan eşküme. afin uzay (Alm. affiner Raum, m; Fr. espace affine, m; İng. affine space) mat. 3-boyutlu projektif uzayda keyfi bir düzlem seçip bu düzleme “sonsuzdaki düzlem” adını verdikten sonra projektif uzaydan sonsuzdaki düzlemi küme farkı anlamında çıkararak elde edilen küme. ağ (Alm. Netz, n; Fr. réseau, m; İng. network) mat. Yönlü bir kümeden başka bir kümeye tanımlı olan fonksiyon, metrik uzaylarda dizilerin üstlendiği rolü topolojik uzaylarda üstlenen fonksiyon. ağaç 1. (Alm. Baum, m; Fr. arbre, m; İng. tree; Lat. arbor) bot. Boyu normal büyüme koşullarında en az 5 m, çapı da en az 10 cm olan, büyüme enerjisi en fazla tepe tomurcuğunda olduğundan tek tepeli bir yapı geliştiren, her yıl boy büyümesi yaparak uzayan ve çap artımı yaparak kalınlaşan, dokularındaki hücrelerin büyük bir bölümü odunlaşmış olan, kök, gövde ile tepe taçına sahip uzun ömürlü bitki. 2. (Alm. Baum, m; Fr. arbre, m; İng. tree) mat. İçinde döngü olmayan bağlı çizge. ağırlık fonksiyonu (Alm. Gewichtsfunktion, f; Fr. fonction de poids, f; fonction de pondération, f; İng. weight function; weighting function) mat. Bir aralıkta negatif olmayan, tümlevi alınabilen ve tümlevi pozitif olan fonksiyon. ağırlık merkezi (Alm. Gravitationszentrum, m; Massenmittelpunkt, m; Schwerpunkt, m; Fr. centre de gravité, m; İng. center of gravity; center of mass) 1. fiz. 1. Bir cismi oluşturan parçacıklara etki eden kütleçekim kuvvetleri bileşkesinin uygulandığı kuramsal nokta. 2. Bir cismin tüm ağırlığının yoğunlaşmış olduğu varsayılan ve o noktada bir destek sağlandığında, desteğin ucunda dengede duracağı nokta. 2. mat. Üzerinde bir kütle dağılımı olan tel, yüzey parçası ya da cismin noktalarının koordinatlarının, kütle yoğunluğu ile ağırlıklandırılmış ortalamalarından elde edilen koordinatlara sahip olan nokta. ağırlıklı ortalama (Alm. gewichtetes Mittel, m; Fr. moyenne pondérée, f; İng. weighted mean) mat. 1. Bir D tanım bölgesinde tanımlanmış f fonksiyonu için aynı bölgede tanımlanmış olan ve ağırlık fonksiyonu adını taşıyan w fonksiyonuna göre, w·f çarpımının D bölgesi üzerinde tümlevinin, w’nun bu bölge üzerindeki tümlevine oranı. 2. Sonlu bir sayı dizisinin her teriminin, adına ağırlık denilen bir çarpanla çarpıldıktan sonra elde edilen terimlerin toplamının, ağırlıkların toplamına oranı. aile (Alm. Familie, f; Fr. famille, f; İng. family) 1. bio. Benzer özellik taşıyan cinslerin oluşturduğu, sınıflandırmada cins ile takım arasında yer alan basamak. 2. mat. Ortak özellikleri olan matematiksel nesneler sınıfı. akış çizgisi (Alm. Flusslinie, f; Fr. ligne de courant, f; İng. flow line) mat. Bir vektör kuvvet alanında hareket eden bir parçacığın izlediği yola teğet olan eğrilerden herhangi birisi. aksiyom bkz. mat. belit. aksiyomatik geometri bkz. mat. sentetik geometri. aksiyomatik metot bkz. mat. belitsel yöntem. alan 1. (Alm. Feld, n; Fr. champ, m; İng. field) fiz. Elektromanyetik teoride elektrik ve manyetik alanlar gibi, uzay-zamanın her noktasında tanımlanmış skaler (spin 0), vektörel (spin 1) ya da genelde tensörel (spin ≥2) olabilen fiziksel nicelik. 2. (Alm. Flächeninhalt, m; Fr. superficie d'un espace, f; valeur de la surface, f; İng. surface area) mat. Bir yüzeyin kapladığı yerin büyüklüğü; eşanlam: yüzölçümü. alan ölçümü (Alm. Planimetrie, f; Fr. planimétrie, f; İng. planimetry) mat. Düzlem ya da yeryüzü alanlarının hesaplanması faaliyeti. alankorur dönüşüm (Alm. flächentreue Abbildung, f; Fr. application conservant les aires, f; İng. area-preserving map; area preserving transformation) mat. Tanım uzayındaki her bölgenin alanı ile görüntüsünün alanının birbirlerine eşit olduğu fonksiyon. alanölçer (Alm. Planimeter, n; Fr. planimètre, m; İng. planimeter) mat. Düzlemsel yüzey alanlarını ölçmeye yarayan bir aygıt; eşanlam: planimetre. alef sıfır (Alm. Aleph Null, n; Fr. aleph zéro, m; İng. aleph zero) mat. Doğal sayılar kümesinin nicelik sayısı. algoritma (Alm. Algorithmus, m; Fr. algorithme, m; İng. algorithm) mat. Bir problemin çözümünü elde etmek için problemin verilerini kullanarak çözüme giden sonlu sayıda adımdan oluşan yordam. almaşık (Alm. alternierende; Fr. alternant; İng. alternating) mat. İki seçenek değerden sürekli olarak önce birini sonra diğerini alan. almaşık dizi (mat. alterne dizi) (Alm. alternierende Folge, f; Fr. suite alternée, f; İng. alternating sequence) mat. Ardışık terimleri birbirinin ters işaretlisi olan dizi. almaşık fonksiyon (Alm. alternierende Funktion, f; Fr. fonction alternative, f; İng. alternating function) mat. Dönüşümlü olarak artı ve eksi değerler alan ve bir periyot boyunca ortalaması sıfır olan periyodik fonksiyon. almaşık grup (mat. alterne grup) (Alm. alternierende Gruppe, f; Fr. groupe alternant, m; groupe alterné, m; İng. alternating group) mat. Bir simetrik grubun içinde, çift permütasyonların oluşturduğu altgrup; eşanlam: alterne grup. almaşık seri (mat. alterne seri) (Alm. alternierende Reihe, f; Fr. série alternée, f; İng. alternating series) mat. Ardışık terimleri ters işaretli olan seri. alt indis (Alm. tiefgestellter Index, m; Fr. indice inférieur, m; İng. subscript) mat. Bir kümenin ögelerini belirlemek, sıralamak ya da birbirlerinden ayırt etmek amacıyla ögelerin alt köşelerine konulan im; eşanlam: alttakı. alt limit (Alm. Limes inferior, m; Fr. limite inférieure, f; İng. lower limit) mat. Terimleri gerçel sayılar olan alttan sınırlı bir dizi için o dizinin yakınsak olan bütün altdizilerinin limitlerinin en küçüğü; alttan sınırlı olmayan gerçel terimli bir dizi için eksi sonsuz. alt sınır (Alm. untere Grenze, f; Fr. frontière intérieure, f; İng. lower bound) mat. Sıralı bir A kümesinin B altkümesi ele alındığında, her b∈B için a < b koşulunu sağlayan a∈A ögesi. alt toplam (Alm. Untersumme, f; Fr. somme inférieure, f; İng. lower sum) mat. f fonksiyonu [a,b] aralığında tanımlı gerçel değerli ve sınırlı, a = xo < x1 < ... < xn = b bir bölüntü, mi = inf {f(x): xi-1 ≤ x < xi} ve Δxi = (xi - xi-1) olmak üzere ∑mi Δxi, (i = 1,2,...,n) toplamı. alt üçgen matris (Alm. untere Dreiecksmatrix, f; Fr. matrice triangulaire inférieure, f; İng. lower triangular matrix) mat. 1. Köşegenindeki ve köşegeninin üstündeki bütün ögeleri sıfır olan kare matris. 2. Köşegeninin üstündeki bütün ögeleri sıfır olan kare matris. alt yarıdüzlem (Alm. untere Halbebene, f; Fr. demi-plan inférieur, m; İng. lower half plane) mat. İki boyutlu Kartezyen koordinat sisteminde, yatay eksen ile bu eksenin altında kalan noktalar kümesi. altdizi (Alm. Teilfolge, f; Fr. sous-suite, f; İng. subsequence) mat. Bir dizinin sadece bazı terimlerini silerek elde edilen yeni dizi. altdoğrusal fonksiyon (Alm. sublineare Funktion, f; Fr. fonction sous-linéaire, f; İng. sublinear function) mat. Gerçel doğrusal E uzayının her x,y ögesi ve her a sayısı için p(ax) = |a| p(x) ve p(x + y) ≤ p(x) + p(y) koşullarını gerçekleyen negatif olmayan p= E → R fonksiyonu. alterne dizi bkz. mat. almaşık dizi. alterne grup bkz. mat. almaşık grup. alterne seri bkz. mat. almaşık seri. altgrup (Alm. Untergruppe, f; Fr. sous-groupe, m; İng. subgroup) mat. Bir grubun, grubun işlemine göre kendisi de grup oluşturan altkümesi. altgrup indeksi (Alm. Index der Untergruppe, m; Fr. indice du sous-groupe, m; İng. index of a subgroup) mat. G grubunun bir H altgrubu için G/H sol ya da H\G sağ yangruplarının sayısı. althalka (Alm. Unterring, m; Fr. sous-anneau, m; İng. subring) mat. Bir halkanın, halkanın işlemlerine göre kendisi de halka oluşturan altkümesi. altıgen (Alm. Hexagon, n; Sechseck, n; Fr. hexagone, m; İng. hexagon) mat. Altı kenarı olan çokgen. altın kesit bkz. mat. altın oran. altın oran (mat. altın kesit) (Alm. goldener Schnitt, m; Fr. section dorée, f; nombre d'or, m; İng. golden mean; golden ratio; golden section) mat. a>b>0 sayıları için (a+b)/a = a/b eşitliğini sağlayan (1+√5)/2 ≈ 1.6180339887... sayısı. altıyüzlü (Alm. Hexaeder, n; Fr. hexaèdre, m; İng. hexahedron) mat. Altı yüzü olan çokyüzlü. altküme (Alm. Teilmenge, f; Fr. sous-ensemble, m; İng. subset) mat. Bir A kümesi için bütün ögeleri A’ya ait olan B kümesi. altmodül (Alm. Untermodul, n; Fr. sous-module, m; İng. submodule) mat. Bir modülün, modülün işlemlerine göre kendisi de modül oluşturan altkümesi. altnormal seri (Alm. Subnormalreihe, f; Fr. série sous-normale, f; İng. subnormal series) mat. Bir G grubu için G grubunun sonlu sayıda Hi altgrubundan oluşan ve her i = 0, 1, ..., n-1 için Hi nin Hi+1 de normal olma koşulunu sağlayan 1 = H0 . altörgü (Alm. Untergitter, n; Fr. sous-treillis, m; İng. sublattice) mat. Bir örgünün, aynı bağıntılara göre örgü olan altkümesi. altörtü (Alm. Teilüberdeckung, f; Fr. sous-recouvrement, m; İng. subcover) mat. Topoloji uzayında, bir A kümesi ve A nın bir O örtüsü için O nun elemanlarından oluşan ve bileşimleri A yı kapsayan küme ailesi. alttakım 1. (Alm. Teilklasse, f; Fr. sous-famille, m; İng. subfamily) mat. Bir takımın altsınıfı olan takım. 2. (Alm. Unterordnung, f; Fr. subordo, f; İng. subordo; Lat. subordo) zoo. Canlıların bilimsel sınıflandırmalarında takımın altında yer alan ilk takson. alttan sınırlı fonksiyon (Alm. von unten beschränkte Funktion, f; Fr. fonction limitée en bas, f; İng. function bounded below) mat. Değer kümesi alttan sınırlı olan gerçel değerli fonksiyon. alttan sınırlı küme (Alm. von unten beschränkte Menge, f; Fr. ensemble minoré, m; İng. set bounded below) mat. Kısmi sıralı kümede bir alt sınırı var olan altküme. alttan yarı sürekli (Alm. halbstetig von unten; unterhalbstetig; Fr. semi-continue inférieurement; İng. lower semicontinuous) mat. 1. Bir topolojik uzay üzerinde tanımlanmış olan, değer kümesi [- ∞, + ∞]’nin bir altkümesi olan ve her A gerçek sayısı için {x ∈ R: f(x) > A} kümesini açık kılan f fonksiyonu. 2. Gerçek sayılar kümesinden R ∪ {+ ∞} kümesine giden, her gerçek sayı b ve f(b) ten küçük her A gerçek sayısı için aşağıdaki koşulu sağlayan bir δ nın var olduğu f fonksiyonu: her h için, |h| < δ ise A < f(b+h); her b için lim infx → b f(x) ≥ f(b) eşitsizliğinin doğru olduğu f fonksiyonu. alttoplamsal fonksiyon (Alm. subadditive Funktion, f; Fr. fonction sous-additive, f; İng. subadditive function) mat. Tanım bölgesindeki her x, y için f (x + y) ≤ f (x) + f (y) koşulunu sağlayan gerçel değerli f fonksiyonu. altuzay (Alm. Unterraum, m; Fr. sous-espace, m; İng. subspace) mat. Bir vektör uzayının, bu uzayın işlemlerine göre kendisi de vektör uzayı oluşturan altkümesi. altuzay topolojisi (mat. görece topoloji) (Alm. induzierte Topologie, f; relative Topologie, f; Spurtopologie, f; Teilraumtopologie, f; Unterraumtopologie, f; Fr. topologie induite, f; İng. induced topology; relative topology; subspace topology; trace topology) mat. X gibi bir topolojik uzayın A altkümesi üzerinde i: A à X, i(a)=a fonksiyonunu sürekli kılan en kaba topoloji. ampirik (Alm. empirisch; Fr. empirique; İng. empirical) mat. Yalnızca deney, gözlem ve hesaplamalara dayalı olan, henüz tutarlı bir matematiksel kuram şeklinde organize edilmemiş olan; eşanlam: görgül. analitik çözüm (Alm. analytische Lösung, f; Fr. solution analytique, f; İng. analytical solution) mat. Matematiksel bir problemin matematik analiz teknikleri kullanılarak elde edilen, analizdeki araçlar cinsinden ifade edilen, yaklaşıklıklar içermeyen çözümü. analitik eğri (Alm. analytische Kurve, f; Fr. courbe analytique, f; İng. analytic curve) mat. 1. Parametrik fonksiyonları analitik Rn değerli bir fonksiyon. 2. Türevlenebilir bir fonksiyonun grafiği. analitik fonksiyon (mat. holomorf fonksiyon) (Alm. analytische Funktion, f; holomorphe Funktion, f; Fr. fonction analytique, f; fonction holomorphe, f; İng. analytic function; holomorphic function) mat. Tanım kümesindeki her nokta için o noktanın uygun bir komşuluğunun tüm noktalarında türevlenebilir olan karmaşık fonksiyon. analitik fonksiyonel (Alm. analytisches Funktional, n; Fr. fonctionnel analitique, m; İng. analytic functional) mat. Karmaşık çok değişkenli tam fonksiyonlar uzayında tanımlanmış doğrusal sürekli fonksiyonel. analitik geometri (Alm. analytische Geometrie, f; Fr. géométrie analytique, f; İng. analytic geometry) mat. Düzlem ya da uzaya bir koordinat sistemi koyarak, noktaları sayı çiftleri ya da sayı üçlüleri şeklinde göstererek, sayılar arasında cebirsel işlemler kullanarak geometrik şekilleri inceleyen matematik disiplini. analitik küme (Alm. analytische Menge, f; Fr. ensemble analytique, m; İng. analytic set) mat. Bir X Polonyalı kümesinin altkümesi olan ve uygun bir Z Polonyalı kümesi ve f: Z → X sürekli fonksiyonu sayesinde f(Z) şeklinde yazılabilen küme. analitik manifolt (Alm. analitische Mannigfaltigkeit, f; Fr. variété analytique, f; İng. analytic manifold) mat. Koordinat dönüşümleri, her iki yönde de analitik olan manifolt. analitik uzanım (Alm. analytische Forsetzung, f; Fr. prolongement analytique, m; İng. analytic continuation) mat. 1. Karmaşık sayılar düzleminin ya da bir Riemann yüzeyinin bir D bölgesinde tanımlanmış f : D → C fonksiyonu için D u E, D’ye eşit olmayacak şekilde bir E bölgesini ve eğer z, D kümesine ait ise F(z) = f(z), eğer z, E kümesine ait değilse F(z) = g(z) şeklinde tanımlanan F: D u E → C fonksiyonunu D u E üzerinde analitik kılan bir g : E → C analitik fonksiyonunu bulma. 2. Tanım 1’deki şartları sağlayan g analitik fonksiyonu. 3. Tanım 1’deki şekilde tanımlanan F analitik fonksiyonu. analiz (Alm. Analyse, f; Fr. analyse, f; İng. analysis) mat. Limit ve yakınsama kavramlarını dört işleme katarak fonksiyon, türev, integral, dizi ve serileri inceleyen matematik dalı. anlamlı hane (Alm. gültende Ziffer, f; signifikante Ziffer, f; Fr. chiffre significatif, m; İng. significant digit) mat. Bilimsel ölçmelerde ölçü sonucunu gösteren sayının doğruluğundan emin olunan en küçük basamağındaki ve onun solundaki rakamlar. antisimetrik bağıntı bkz. mat. karşıt bakışımlı bağıntı. antisimetrik fonksiyon bkz. mat. karşıt bakışımlı fonksiyon. apaçık çözüm (Alm. triviale Lösung; Fr. solution triviale, f; İng. trivial solution) mat. Tüm bilinmeyenleri sıfır değerini alan özel çözüm. apsis (Alm. Abszisse, f; Fr. abscisse, f; İng. abscissa) mat. Düzlemdeki (x,y) koordinatları için x sayısı. aradeğer bulma (mat. interpolasyon) (Alm. Interpolation, f; Fr. interpolation, f; İng. interpolation) mat. Bir fonksiyonun bilinen ya da ölçülmüş ayrık değerleri arasında kalan bilinmeyen noktalar için fonksiyonun değerini hesaplama; eşanlam: aradeğerleme, enterpolasyon, içkestirim. aralarında asal polinomlar (Alm. relative Primpolynome, pl; Fr. polinômes premiers entre eux, pl; İng. relatively prime polynomials) mat. En büyük ortak böleni sıfırıncı dereceden olan polinomlar. aralarında asal sayılar (Alm. relative Primzahlen, pl; Fr. nombres premiers entre eux, pl; İng. relatively prime numbers) mat. En büyük ortak böleni 1 olan doğal sayılar. aralık (Alm. Intervall, n; Fr. intervalle, m; İng. interval) mat. Gerçel eksen üzerinde iki nokta arasında yer alan noktalar kümesi. Arap rakamları (Alm. arabische Ziffern, pl; Fr. nombres arabiques, pl; İng. arabic numerals) mat. 10-lu sayı gösterim sisteminde sayıları göstermek için kullanılan 0,1,2,3,4,5,6,7,8,9 işaretleri; eşanlam: Arap sayakları. ardıl (Alm. Nachfolger, m; Fr. successeur, m; İng. successor) mat. Bir sıralamada verilen bir ögeden sonraki öge. arg (Alm. arg; Fr. arg; İng. arg) mat. Ters hiperbolik fonksiyonları göstermek için hiperbolik fonksiyon adının önüne konulan önek. Argand diyagramı (Alm. Argand-Diagramm, n; Fr. diagramme d'Argand, m; İng. Argand diagram) mat. Karmaşık sayıları iki boyutlu Kartezyen koordinat sisteminde noktalar olarak gösteren diyagram. argüman (Alm. Argument, n; Fr. argument, m; İng. argument) mat. 1. Karmaşık düzlemde başnoktayı bir karmaşık sayıya birleştiren ışın ile gerçel eksen arasındaki artı yönlü açı. 2. Kutupsal koordinat sisteminde bir nokta için başlangıç ışını ile bu noktayı kutba birleştiren ışın arasındaki yönlü açı. aritmetiğin temel işlemleri (Alm. Fundamenteloparationen der Arithmetik, f; Fr. opérations élémentaires d'arithmétique, pl; İng. elementary operations of arithmetic) mat. Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemleri. aritmetiğin temel teoremi (Alm. Fundamentalsatz der Arithmetik, m; Fr. théorème fondamental de l'arithmétique, m; İng. fundamental theorem of arithmetics) mat. 1 den büyük her tamsayının bir ve yalnız bir şekilde asal sayıların çarpımına eşit olduğunu belirten teorem. aritmetik (Alm. Arithmetik, f; Fr. arithmétique, f; İng. arithmetic) mat. 1. Sayılar kuramı. 2. Tamsayılar kümesi üzerinde toplama, çıkarma, çarpma, bölme, üst alma işlemlerini konu edinen matematik dalı. aritmetik dizi (Alm. arithmetische Folge, f; arithmetische Progression, f; Fr. progression arithmétique, f; suite arithmétique, f; İng. arithmetic progression; arithmetic sequence) mat. Her terimine aynı sabit bir sayı eklendiğinde bir sonraki terimi elde edilen dizi. aritmetik ortalama (Alm. aritmetisches Mittel, n; Fr. moyenne arithmétique, f; İng. aritmetic mean) mat. n tane sayı için bu sayıların toplamının n sayısına bölümü. aritmetik seri (Alm. aritmetische Reihe, f; Fr. série arithmetique, f; İng. arithmetic series) mat. A ve b sabitler olmak üzere, n’inci terimi nA + b şeklinde olan seri. arkkosekant fonksiyonu (Alm. Arkuskosekante, f; Fr. arc cosécante, f; İng. arc cosecant) mat. Tanım bölgesi x ≤ 1 ve x ≥ 1 için x = csc(y) ele alındığında y = csc-1 (x) fonksiyonu; kosekant (csc) fonksiyonunun tersi; eşanlam: ark kosekant. arkkosh fonksiyonu (Alm. Areakosinus hyperbolicus, m; inverse Cosinus hyperbolicus, m; Fr. argument cosinus hyperbolique, m; cosinus hyperbolique inverse, m; İng. inverse hyperbolic cosine) mat. Hiperbolik kosinüs fonksiyonunun tersi. arkkosinüs fonksiyonu (Alm. Arkuskosinus, m; Fr. arc cosinus, m; İng. arccosine function) mat. Tanım bölgesi -1 ≤ x ≤ 1 için x = cos(y) ele alındığında y = cos-1 (x) fonksiyonu; kosinüs (cos) fonksiyonunun tersi; eşanlam: ters kosinüs fonksiyonu. arkkotanjant fonksiyonu (Alm. Arkuskotangente, f; Fr. arc cotangente, f; İng. arccotangent function) mat. Tanım bölgesi olan bütün gerçel sayılar için x = cot(y) ele alındığında y = cot1 (x) fonksiyonu; kotanjant fonksiyonunun tersi; eşanlam: ters kotanjant fonksiyonu. arkkoth fonksiyonu (Alm. Umkehrfunktion der Cotangens-Hyperbolicus, f; Areakotangens hyperbolicus, m; inverse Kotangens hyperbolicus, m; Fr. cotangente hyperbolique inverse, f; İng. inverse hyperbolic cotangent) mat. Hiperbolik kotanjant fonksiyonunun tersi. arksekant fonksiyonu (Alm. Arkussekante, f; Fr. arc sécante, f; İng. arcsecant function) mat. Tanım bölgesi x ≤ 1 ve x ≥ 1 için x = sec(y) ele alındığında y = sec-1 (x) fonksiyonu; sekant (sec) fonksiyonunun tersi. arksekh fonksiyonu (Alm. Areasekans hyperbolicus, m; inverse Sekans hyperbolicus, m; Fr. argument sécante hyperbolique, m; İng. inverse hyperbolic secant) mat. Hiperbolik sekant fonksiyonunun tersi. arksinh fonksiyonu (Alm. Areasinus hyperbolicus, m; inverse Sinus hyperbolicus, m; Fr. arc sinus hyperbolique, m; argument sinus hiperbolique, m; İng. inverse hyperbolic sine) mat. Hiperbolik sinüs fonksiyonunun tersi. arksinüs fonksiyonu (Alm. Arkussinus, m; Fr. arc sinus, m; İng. arcsine) mat. Tanım bölgesi -1 ≤ x ≤ 1 için x = sin(y) ele alındığında y = sin-1 (x) fonksiyonu; sinüs (sin) fonksiyonunun tersi; eşanlam: ters sinüs fonksiyonu. arkskh fonksiyonu (Alm. Areakosekans hyperbolicus, m; Fr. cosécante hyperbolique inverse, f; İng. inverse hyperbolic cosecant) mat. Hiperbolik kosekant fonksiyonunun tersi. arktanh fonksiyonu (Alm. Areatangens hyperbolicus, m; inverse Tangens hyperbolicus, m; Fr. argument tangente hyperbolique, m; İng. inverse hyperbolic tangent) mat. Hiperbolik tanjant fonksiyonunun tersi. arktanjant fonksiyonu (Alm. Arkustangente, f; Fr. arc-tangente, f; İng. arc tangent) mat. Tanım bölgesi olan bütün gerçel sayılar için x = tan(y) ele alındığında y = tan-1 (x) fonksiyonu; tanjant fonksiyonunun tersi; eşanlam: ters tanjant fonksiyonu. Arşimet beliti (Alm. archimedisches Axiom, n; Fr. axiom d'Archimède, m; İng. Archimedean axiom) mat. Gelişigüzel a, b gerçel pozitif sayıları ele alındığında, nb > a eşitsizliği sağlanacak biçimde bir n doğal sayısının var olduğunu söyleyen belit; eşanlam: Arşimet özelliği. Arşimet spirali (Alm. archimedische Spirale, f; Fr. spirale d'Archimède, f; İng. Archimedean spiral; arithmetic spiral) mat. Uç noktası etrafında sabit bir açısal hız ile dönen bir ışın üzerinde sabit hız ile ilerleyen bir noktanın çizdiği eğri; başka bir anlatımla, uygun bir kutupsal koordinat sisteminde, a bir sabit gerçek sayı ve a ≠ 0 olmak üzere, r = aθ denklemiyle tanımlanabilen eğri. artan dizi (mat. monoton artan dizi) (Alm. zunehmende Folge, f; Fr. suite croissante, f; İng. increasing sequence) mat. Her n doğal sayısı için an < an+1 olan (an) dizisi; eşanlam: tekdüze artan dizi. artan fonksiyon (Alm. zunehmende Function, f; Fr. fonction croissante, f; İng. increasing function) mat. Tanım kümesindeki her a, b için, a ≤ b olduğunda f(a) ≤ f(b) bağıntısını sağlayan f fonksiyonu. artan zincir (Alm. aufsteigende Kette, f; Fr. chaîne ascendante, f; İng. ascending chain) mat. Kısmi sıralı bir kümede a1≤ a2 ≤ ... ≤ an ≤... koşulunu sağlayan (an) dizisi. artan zincir koşulu (Alm. Bedingung über aufsteigende Ketten, f; Fr. condition de la chaîne ascendante, f; İng. ascending chain condition) mat. Kısmi sıralı bir kümede artan her zincirin sonlu olması koşulu. artı (Alm. Plus, n; Fr. plus, m; İng. plus) mat. 1. Eksi karşıtı. 2. Toplama işleminin (+) simgesi.




Yararlanılan kaynaklar:
www.Vikipedia.com
www.tmd.org.tr






Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar